Utanan Erkek Kızı Kaparrrrrr!

Haziran. 29, 2009 ·

Utangaç ve çekingen karakterliyim... Nasıl bir kıza açılacağım bunu biri bana açıklasın...Evet, günümüz ilişkilerinin jet hızıyla yaşandığı bir çağ diliminde böyle bir mazeret kaldı mı?

Bu devirde utangaç erkeklerin sayısı oldukça fazladır ve önlerine gelen aşk belirtilerinide göremedikleri için bu insanlar sevgiden ücra bir köşede kalmaktadırlar. Peki nedir bunun göstergeleri:

-Bir kadın size duygularını gözünüze çarpa çarpa gösteriyor, siz ise sadece ne konu açsamda onunla sohbet edebilsem diye düşünüyorsanız.

-Gözünün içine baka baka konuşmayı devam ettiremiyorsanız.

-Hareketlerinizi kısıtlayıp yanlış yapmamaya ve kendiniz olamamaya başladıysanız.

-Onun iltifatlarına karşılık bile veremiyorsanız.

-Kelimeleri yanlış anlama, elleri sabit tutamama, konuşacak milyon konu arasında birşey bulamama, kızın yanında yemek yiyememek gibi birçok göstergesi vardır.

Tabii ki bu listeye daha birçok şey eklenebilir ama onlarıda koyup en iyisi bu sorunla başbaşa kalanları daha fazla utandırmayalım.

Feci derecede utangaçsınız ve ömrünüzün sonuna kadar biriyle bir ilişkinizin olamayacağını düşünüyorsunuz. Bu düşünceyi atın. Çünkü kadınların büyük bir çoğunluğu utangaç ve çekingen erkekleri hem özellik olarak hem de tarz olarak oldukça samimi bularak adeta onlara yaralı bir kedi gibi yardım etme eğilimi içine girebilirler. En iyi tarafı ise bir kadın çok karmaşık olmasına karşın utangaç birine yaklaşıyorsa hislerinin size karşı iyi olduğuna neredeyse yüzde 90 emin olabilirsiniz. Çünkü sizin tüm bu çekingenliğinize karşı yaklaşması iyi bir göstergedir. Tümüyle tutuklu bir halde iseniz bir ilişki sizin için zor gözükebilir. Kadınlar zoru sever ama hiç konuşmayan bir erkeğin çekici gelmeside imkansızdır. Siz genede olabildiğiniz kadar açık olun.

Bence elinizdeki en büyük şans bir kadının size aracısız gelmesi olacaktır. Sizinde bu utangaçlığı yenmeniz için yapmanız gerekenler ise nelerdir?

- Bir yakın kız arkadaş edinin. Bu sizin bir kadınla konuşurken hem tüm konuları hemde davranışlarınızı kolayca yapabilmenizi sağlayacaktır.

- Konuşkan kızları bulursanız size yararı dokunur. Soğuk beton gibi bir bayan sizinde kaskatı kalmanızdan başka hiçbir şeye yol açmaz. Sıcak ve hoş sohbet bir kız sizinde dilinizi çözecektir.

- Kadınlar ayrıntılara çok önem verir ama kendinizi her kızla konuşurken acaba beni beğenir mi yada burdan sonra benim hakkımda ne düşünür müyü kafanızdan atın.

- Korkak davranışları kadınlar genelde sevmez, siz kendinize güvenmek için güzel giyinin ve iyi hazırlanın. Eksiğinizin olmaması kendinize güveni getirecektir o da konuşmayı.

- İltifat ettiği zaman fena bozulma durumları olabileceğinden bu hızlı ataklara karşı hazırlıklı olun.

Unutmayın utangaç adamı kadınlar: Çekici, zararsız, güven dolu hatta seksi bulabilirler. O yüzden bu huyumdan bir türlü kurtulamadım demeyin. Çekingen erkek tipi az kaldığı için siz siz olun hiç sıkılıp kafanıza takmayın.
 tekrar bol
şanslar arkadaşlarrr!

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Kadınları Baştan Çıkaran 7 Erkek Tipi

Haziran. 29, 2009 ·

Neden bazı erkeklerin tüm kızların ilgisini çektiğini düşündün mü? Bunu farkedince ‘Tipi de yok ama.. Nasıl oluyor?’ diye düşündü mü? İşte o erkeklerin yedi tipini ele alıyorum...

1. Romantik çocuk


Klasik sevgiye inanır. Devamlı olarak sevgilisine çiçekler ve çikolatalar alır ve akşam yemeği sırasında da masada çeşitli renklerde mumlar vardır. Kız arkadaşını sık sık arayarak onu düşündüğünü söyler ve gözlerine bakarak ne hissettiğini anlatır.

Neden karşı konulamaz?

Bir kadın, takdir edilmek için sever ve romantik çocuk da bunu sık sık yapar. Esas oğlan, romantik hareketlerle kız arkadaşını düşündüğünü ona gösterir ve hissettirir. Buna karşılık kadında aynı şekilde karşılık verir.

2. Kendine güvenen çocuk


Bu tip, kendine aşırı güvenir. Topluluk içinde oldukça iddialıdır ve onu gördüğünüz zaman güç ve kontrol havası alırsınız. İlişkisindeyse, diğer erkekleri kıskanmaz ya da kız arkadaşının erkek arkadaşları ya da çalışma arkadaşlarını bir tehdit olarak görmez.

Neden çekici?

Kadınlar, kendine güvenen erkeklere ilgi duyar. Bunu iyi düşünün: Büyükseniz eğer, muhtemelen aynı şeyi düşüneceksinizdir. Kendine güvenen erkekler, sevgililerinden birşey yapmak için onay beklemez ve bu hareketleri, kendine güvenen tipleri daha da çekici kılar.

3. Sanatçı çocuk


Bu sanatçı tip hayatı anlık yaşar. Genelde, karşı cinse kur yapmak için yaratıcı tarafını kullanır. Örnek olarak ona bir şarkı yazar ya da onun için resim yapar.

Neden çekicidir?


Her kadın kendini özel ve yegane hissetmek ister. Onu, böyle hissettirmek için başka bir yol yoktur. Karşı cins, yaratıcı tipin yaratıcı aklı ve onu, sanatına uygulamasına ayar olur.

Karizmatik, asi, akıllı ve düşünceli çocuklar da kızların ilgisini çeker.

. Yabancı çocuk


Uzak egzotik bir ülkeden gelir; Şirin bir aksanı ya da dünya için farklı görüşü vardır. Bağlı olduğu topluluğun gelenekleri ve günlük davranışları biraz acayip olabilir, ama her zaman eşsiz bir çekiciliği vardır. Ama unutmayın ki bu kategoriye girmek için bir yabancı olmak zorunda değilsiniz. Eğer çok yolculuk ediyorsanız ya da birden fazla yabancı diliniz varsa, herhangi bir şirin konuşan yabancı gibi siz de çekici olabilirsiniz.

Neden kızları çeker?

Karizma, karizma, karizma.. Bu tip hakkında karizma konusundan başka söz edilecek başka birşey yoktur: Fransızca bir kaç sözcükten daha cazibeli birşey yoktur. Eğer kadın dünyayı umursuyorsa bu tip onların ilgisini çekecektir. Farklı kültürden birisiyle çıkmak da her kız için fantastik birşeydir.

5. Canı ne isterse yapan tip


Gördüğünüz yerde dövün. Bu tip, aklına esen yere gider. Esen rüzgara takılır.. Gittiği yer de çoğu zaman kaçık bir maceranın olduğu yerdir. Bir motorsiklet sürebilir, kız arkadaşını son dakikada aklına gelen bir gezinti için işe gitmeye bilir. Yani bu tip sonucunu düşünmeden hareket eder, hislerinin götürdüğü yerde kendini buluverir.

Neden mi ilgi çekici?

Her kadın bir parça asilik ister. Kız, erkek arkadaşının umursamaz tavrını sever ve bu hareketin onu da etkileyeceğini umar. Bu kötü çocuk ilişkiye gençlik katar ve kız, oğlanı evcilleştirmek için sever. Bunu yaparken de asla başarılı olmayacağını bilir.

6. Akıllı - esprili çocuk


Entellektüel konuşmaları körükler ve kız arkadaşının cevabını dikkatlice dinler. Kız arkadaşını ince mizah aklıyla güldürür ve laflarıyla politikayı daha ilginç kılar. Saatlar boyu kız arkadaşıyla sohbet eder ve asla sıkılmaz.

Neden kızlar bayılır buna?


Zaman ilerledikçe saçlarınız dökülebilir, cildiniz yumaşayabilir ama o kızın ilgisini üzerinizde tutarsanız, savaşın yarısını kazandınız demektir. İlişkiyi sürdüren en büyük etkenlerden birisi entellektüel kısımdır.

7. Düşünceli çocuk


Otomobilin kapısını kız arkadaşı için açar, sandalyesini çeker, akşam yemeğinin faturasını öder, ona tatlı alır, gece dışarı çıkarken onu evin kapısının önünden alır, onun ne hissettiğine karşı duyarlıdır ve eve gitmek istediğinde onu anlar.

Neden karşı koyulmaz: Şaşırdınız mı?

Bu düşünceli çocukların hiçbir zaman kızların ilgisini çektiğini düşünmezsiniz, ama şunu okuyun: kötü çocuk, kaba çocuk ve onu tekrar aramayan çocukla çıktıktan sonra dişi kişi önceliklerini tekrar değerlendirecektir. Bunu farketmesi için de biraz zaman geçecektir ama nihai olarak kızların çoğu kendine gelir ve uzun bir periyod için kendine çok güzel davranan bir çocuk ister.

Dikkat!


Listedeki karakter tiplerini fazla ciddiye almayın ve olmadığınız birisi gibi görünmeyi denemeyin.
Buradaki başarıya giden anahtar kadının listelenen tipleri neden sevdiğini ortaya çıkartmaktır. Biraz çabayla kendinizde de kızların ilgisini çeken birşey bulacaksınız. Bol
şanslar...!

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

“Uzun Zamandır Seks Yapmadım!”

Haziran. 29, 2009 ·

Yok, çok şükür ki ben değil; Mischa Barton söylüyor bunu. Hani şu Hollywood’un en seksi kadın oyuncuları arasında gösterilen Mischa Barton…

Hani şu 23’lük çıtır… Hani şu fotoğrafını gören her erkeğin “ulan kimler yiyor bunları” şeklinde terbiyesiz düşüncelere daldığı Mischa Barton. Şaşırtıcı değil mi? Şimdi “Sevgili kardesim ne güzel yengeyi nasıl tavladığını anlatıyordun. Biz de kağıt kalem yeni yazını bekliyorduk. Senden feyz alıp ona göre stratejiler belirleyecektik” dediğinizi duyar gibiyim.

 

Ama  güzel kardeşlerim… Sizlere her zaman maceralarımla değil bazen de böyle hayattan kısa kesitlerle bazı şeyleri anlatmaya çalışacağım.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Bu başlığı okur okumaz içeri dalmadınız mı? Daldınız! Peki, “yok canım” demediniz mi? Dediniz! Maalesef dediniz kardeşlerim. İşte sorun da burada. “yok canım” dediniz çünkü hepinizin aklı fikri “skor”da. Bazen “skor” için yapmadığımız kalmıyor ne yazık ki. Bu tür hatunları da görüp aklımıza hep “param olsa, ünlü olsam, kıl olsa, yün olsa böyle bir hatunla takılır hayatın tadını çıkarırım.” diyoruz.

Hep ünlülere özeniyoruz. Sanıyoruz ki onların hayatları hep –kibarca- cinsel münasebete dayalı. İşte bu yüzden Mischa Barton gibi ciddi bir ilişki yaşadığında sevgilisiyle birlikte olacak birçok kızı kaçırıyoruz. Sadece birlikte olmayı değil o kızların kendilerini de kaçırıyoruz. O kızları, onlarla geçirilecek güzel vakitleri, etrafta gezenlerin “elemana bak bi de yanındaki hatuna bak” deyişlerini, bir arkadaş ortamına girdiğinizde “ehh… İşte bu da benim sevgilim” havasını ve en önemlisi birinin sizi sevebilme ihtimalini kaçırıyorsunuz.

“Yeeeaaa kardesim ben skora bakarım” dediğinizi duyar gibiyim. Olmaz arkadaslar. Bu kafayla bilgisayarınızda daha çok gizli klasörlerle saklanmış mikili filmler biriktirirsiniz. Bu işler futbol gibidir. Siz iyi oyununuzu oynayın goller ve dolayısıyla galibiyet kendiliğinden gelir. Bırakın ünlülere şunlara bunlara özenmeyi. Zaten onlardan biri olsanız özenmezsiniz. Özendiğinize göre o düşlediğiniz hayata uzaksınız demektir. Hem sanıyor musunuz ki adamlar 7/24 sevişiyor? Yok öyle bir şey. Siz de düzenli bir ilişki yaşarsanız siz de her sağlıklı insan gibi skora gidersiniz. Yani ünlülerin ekstra yaptıkları bir şey yok! Cem Yılmaz’ın dediği gibi adamlar küveti sütle doldurup k.çlarına badem sokmuyorlar. Bu yüzden bırakın ünlüler gibi olmaya çalışmayı. Ha illa ben onlara özeneceğim diyorsanız da iyi lan özenin! Hatta küvetiniz varsa sütünüz ve buzlu bademiniz de benden beeaa!

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

İlk Gece!

Haziran. 29, 2009 ·

Seneeeee… Yok, seneyi yazmayım. Şimdi yaşı tutmayan arkadaşlara kötü örnek olmak istemem. Zira az sonra yazacaklarım yengenizi ararken başımdan geçen ilk -kibarca- cinsel münasebet…

Ne çok sıcak ne de çok soğuk bir sonbahar öğleniydi. Her insan evladı gibi –özellikle öğrenci- biz de kışa girerken görülen “bu güzel havayı değerlendirelim” diyerek okulu ektik. Okulda yeteri kadar kız kestiğimiz için bir değişiklik yapıp okul dışında kız keselim dedik. Yerleşkesi Bornova’nın dışında olan okulumuzdan Bornova merkeze kadar otostop çekelim derken bir arkadaş “yürüyelim oğlum hem sohbet ederiz.” Dedi ve başladık maceramıza.

Yüzü ergen sivilcesiyle dolu 5 erkeğin yol boyunca yapacağı muhabbet tabi ki yine kızlardı. O zamanlar da bizim sınıftan hoşlandığım bir kız vardı. Kızla aramız çok iyiydi. Ortamlarımız ayrı olsa da kızla çok yakın arkadaştık diyebilirim. Gelir benimle sohbet eder, dertleşir, benim sorunlarıma çare bulmaya çalışır hatta bana kız arkadaş yapmak için çabalardı. Ben ise ondan hoşlandığım için kız bulma çabası hariç her şeyine “he canım haklısın canım” diye cevap veriyordum. Ama kendisi o kadar uzaktı ki anlatamam… Yani ben öğle arası yemeğine para biriktirirken sevgilisi onu arabayla okula bırakıp kız “aaaa Tonguç çok güzel bi’ çantaaa” dediğinde cebindeki “bozuk parayla” anında çantayı kızın koluna takıyordu. İşte kız bana bu kadar çok uzaktı canım kardeşlerim. Aranızda “ya Kamil Abi paranın ne önemi var? Mühim olan insanlık…” diyen varsa bulunduğu sayfanın sağ üst köşesindeki çarpıya basması yeterli olacaktır.

Her neyse… Biz yine okuldaki kızlardan konuşurken çok da sevdiğim arkadaşım Muhittin birden lafı benim hatuna getirdi. Kızın zengin erkek sevgilisinden başlayıp “kaşar”lığıyla devam ederek şuanda burada dile getiremediğim şeyinden çıktı. Muhittin hızını alamayıp zamanında hatununla arasında bi’ yakınlaşma olduğunu sevişemese de “ellediğini”, “yediğini” anlattı. Muhittin terbiyesizleştikçe kan beynime fırlıyor ve ağzına ağzına vurasım geliyordu. Tam Bornova merkeze giden o meşhur ağaçlı yolu yarılamıştık ki Muhittin’in “oğlum kızın bende gönlü var ama ben bu saatten sonra ne yapayım onu? Ahı gitmiş vahı kalmış.” demesiyle sinirden titreyip yumruğumu sıkarak “abi ben okulda bi şey unuttum siz gidin ben gelirim” demem bir oldu. “Kamil nereye? Etme, yapma” demelerine aldırmadan sinirle okula geri döndüm.

Bir sinirle okula dönüp muhteşem bir ekişi kaçırmıştım ama ne göreyim? Ders boştu ve herkes dışarıda geziyordu. “Lan Kamil nöbetçi hoca yoklama aldı. Mal gibi yok yazıldın oğlum” diyen bir arkadaşa boş gözlerle bakıp sınıfa doğru ilerledim. İçeri girdiğimde sınıfta ders çalışan birkaç inekle benim hatunun (benim hatun da ne yalan bir sıfat oldu) sıralarında oturduğunu gördüm. Hatunun canı sıkkındı. Gittim yanına oturdum. Kız muhabbetlerini bilirsiniz dostlar. Başladı mı saatlerce sürer. O yüzden kısa kesiyorum. Bunun zengin “aşkito”su kıçına tekmeyi basmış. Ben tabi içten içe sevinirken kıza da “ah canım vah canım üzme tatlı canını” diye tavsiyelerde bulunuyor ve ortamdaki bütün bonusları topluyordum. Eğer ki bir kızı –hele hele üzgün bir kızı- en azından dinliyor gibi yapıp yalandan da olsa tavsiyelerde bulunuyorsanız  “belinize kuvvet” dostlar. Elinizden geleni ardınıza koymayın derim.

Neyse… Okul çıkışında kızı alacak kimse olmadığından ve morali bozuk olduğundan kız izlediği aşk filmlerindeki “aşk acısı yaşama tripleri”ne girip ağaçlı yolda yürüyerek eve gitmeyi tercih etti. A dostlar sorarım size; bu kanı kaynayan Kamil abiniz durur mu? Ben de verdim kendimi yollara. Kıza yetişmek için adımlarımı sıklaştırdım. Tam yanına geldiğimde biraz kurnaz, biraz utangaçça “pişt” dedim ama sesim o heyecanla yoldan geçen arabaların sesinde kaybolup gitti. Bu sefer omzuna dokunayım. Hem böylesi daha samimi olur diyip kızın narin omzuna parmaklarımın ucuyla nazik bir dokunuş yapayım derken sen ayarı kaçır ufacık dokunuş kendini kaybetsin kızı ürkütsün kız da bas çığlığı… Allah’tan dönüp beni görünce ters bir tepki vermedi. Yoksa o an tüm olayımız biterdi. Neden yürüdüğünü, bu konuya çok takılmamasını, daha genç olduğunu, önünde birçok fırsat olduğunu kızın güzelliğini de laflara katarak teselli verdim. Zaten adam yaşlıydı, çok havalıydı diye koskoca adama da b.k atmadan durmadım. Kız rahatlamıştı ve konuyu kendisi kapattı. Laf döndü dolaştı ailesinin Çeşme’ye gitmesine kadar geldi. Ben tam “bana ne lan bunlardan” derken hayatımın –o zamanki kısa hayatımın-  en büyük teklifi geldi. “Ya bize gelsene oturur film izleriz. Zaten canım sıkkın atmam lazım bu sıkıntıyı.” dedi ve ben tabi ki hemen “oluuuurrr” dedim. Ama size bir tavsiye; bu “olur”u aç bir kurt gibi değil de “ya aslında ben de alemlere akacaktım ama şimdi seni bu durumda bırakmak da bana yakışmaz. Malum anlayışlı ve seni dinlemeyi seven bir erkeğim. Tam da o heyecanla okuduğun ergen kız dergilerinde okudukların gibi.” tarzında bir “olur” olmalı.

Evlerine gittik. Film izledik, yedik, içtik (kola içtik tabi ki)  güldük, eğlendik derken ben hatuna “ya bak ne güzel eğlendik. Aslında daha çok takılsak arkadaşlarla falan (arkadaşlarla kısmı korkutmamak için söylenir). Bak ne güzel eğlendik yani çok uzak kalıyoruz. En fazla telefonda yakınız yani” dedim. Kızdan “evet haklısın ya artık her akşam toplanıp eğlenelim” şeklinde bir tepki beklerken kız susup öylece baktı… Beklediğim tepki gelmeyince haliyle ben de sustum. Şimdi yemek yediğimiz masada oturmuş birbirimize bakarak sinir bozucu bir sessizliğin içinde duruyorduk. Kız elindeki kola kutusunu bırakmadan bana eliyle oturmam gereken yeri gösterdi "git git" der gibi. Üzerimdeki gerginlikle sesimi çıkarmadan masadan kalkıp ve gösterilen yere oturdum. Kız elindeki kola kutusunu güzel bir şarkıya eşlik eder gibi keyifli bir şekilde sallayarak koltuğun ucuna, yanıma oturdu. “Demek bana en yakın olduğun yer telefon öyle mi?” dedi. “Evet. Sadece orada yakınız ve sen buna rağmen…” “Şşşşşş…” diyerek lafımı kesti ve elindeki kola kutusunu kenara koyup gülümseyerek yaklaştı. “Peki, bu iyi mi?” Nefesim kesildi. Heyecanlanmıştım. Kafamı yana eğip “eh işte” der gibi baktım. Kız biraz daha yaklaştı. “Peki, şimdi_?” Artık gerginliği üzerimden atmış gülümsüyordum. Kız da bana gülümseyip kucağıma oturdu. “Şimdi?” diye sordu. Heyecandan kısılmış sesimle “Bu çok iyi…” dedim. Ve hep hayalini kurduğum dudakları dudaklarıma değdi.

İşte o gün onun için küçük benim için büyük bir adım atılmıştı. Benim ilk deneyimimdi ve gerçekten çok özel bir deneyim olmuştu. Kızın tabi ki ilk değildi ama eminim ki saf duygularla gerçekleşen bu deneyim onun için de ilk ve özeldi… ya da değildi! Sene sonunda yazlığa gidip döndüğünde yazlıktan zengin bir sevgili yapmıştı yine kendine. Çok üzülmüştüm ama bugüne gelmemin temellerini attığım için hala o güne duacıyım.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Aşk Tesadüfleri Sever!

Haziran. 29, 2009 ·

Sanki yan taraftaki sokak çalgıcısına bakıyormuş gibi yanımda yürüyen kızı kesiyordum. Ha şimdi ha birazdan diye diye taaa buraya kadar geldim. Belki de peşinden kilometreler kat ettiğim ama bir türlü açılamadığım 352. kız olacaktı…

Okuldan çıkmış yorgun argın eve gidiyordum. Gece yine sap muhabbetine dalıp sabah etmiştik. Zaten derse diye gidip yine kantinde gelen geçen kızlara baktık. Aramızdaki en inek kişinin –ki kendisinin alttan 5 dersi var- haftaya vizelerin başlayacağını söyleyip muhabbetin içine edene kadar çok eğlendik. Bu kara haber herkesi yine derde saldı ve kalkıp ayrıldık.

Eve gitmek için metroya bindim. Haftaya çekeceğim sıkıntıları düşünürken metro geldi. Keyfim yerinde olmadığında “inenlere öncelik vermeyi” hep ihmal ederim. Yine öyle oldu. Kapıların açılmasıyla kendimi içeri atmam ve inenlerin “hayvan herif” bakışlarına maruz kalmam bir oldu. Oturdum ve hareketi bekledim. Tabi beklerken de sağa sola bakındım. Osmanbey metroda güzel kız her zaman vardır gençler. İhmal etmeyin Osmanbey metroyu.

Neyse… Mecidiyeköy’e yaklaşınca kalktım. Tek durak da olsa otururum boş koltuk varsa. Tam kapının önünde saçlarımı düzeltirken tren durdu. Kapı açılırken onunla göz göze geldik. Ben her zamanki gibi ufak bir göz teması diye düşünürken kızın ciddi ciddi gözlerimin içine baktığını gördüm. Hatta bindikten sonra arkasını dönüp baktığını da gördüm. Oturduktan sonra da baktığını gördüm. Tabi buradan benim de dönüp baktığımı anladınız.

Her zaman filmlerdeki saçma aşk hikâyelerine özenmişimdir. Ve bir delilik yapayım dedim. Kapılar kapanmadan hemen bir arkadaki kapıya yönelip tekrar içeri girdim. Boş koltuk da vardı ama oturmadım. Hemen arkasında bir yerde durdum. Levent’e yaklaşınca ayaklandı. Beni görmemesi için arkamı döndüm. Metro Levent’te durunca indi. Ben de peşinden indim. Arkasından mesafeyi koruyarak ilerledim. Çıkışa doğru yanına yaklaşıp kendimi göstermeliydim. Yanına iyice yaklaştım…

Tam yan yana geldiğimizde ona doğru döndüm. Sanki yan taraftaki sokak çalgıcısına bakıyormuş gibi yanımda yürüyen kızı kesiyordum. Ha şimdi ha birazdan diye diye taaa buraya kadar geldim. Belki de peşinden kilometreler kat ettiğim ama bir türlü açılamadığım 352. kız olacaktı…

Oldu da… Bir türlü açılamadığım tam 352. kız oldu. Siz tabi bu olayı yazıyorum diye çıktık falan sandınız ama yok. Adını bile öğrenemedim. Aklımda çok şahane bir tanışma muhabbeti vardı. Kabul etmemesi imkânsızdı. Zaten o kadar da baktı bana. Ama geçen hafta da dedim ya dostlar “gerçek kızı ben bulmayacaktım, o beni bulacaktı.”
Buldu da…

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

"Seneye Sevişeceğim Ben"

Haziran. 29, 2009 ·

“Sen hiç kızla seviştin mi?” diye sordu. Daha milli olmamıştım ama ondan 2 yaş büyük olduğum için eğer o sevişmişse ben rezil olmayım diye “Seviştim yeeeaaa” diye yalan söyledim. “Ben de seneye sevişeceğim.” dedi.

15. yaşıma basalı 3 ay olmuştu. Yıllardır her yaz tekrarlana tekrarlana artık gelenek haline gelen yaz tatilini Didim’de geçirme zamanı gelmişti. E tabi 7 yıl her yaz gidince insan komşu yazlıklardan da arkadaşlar ediniyor. Birlikte büyüyorsunuz falan… Güzel arkadaşlıklar kuruluyor. Erkeklerle yazlık çetesi kurulurken kızlarla ilk yaz aşkları yaşanıyor.

Yine geldik işte Didim’e. Daha arabadan iner inmez bizim gibi her yaz Didim’deki yazlıklarına gelen komşumuz ve yazlıktaki en yakın arkadaşım Şaban arabanın yanına geldi. Hemen de mutlu olduk sanki çok büyük bir şeymiş gibi ama çocukluk işte. Her şeyi bırakıp hemen plaja koştuk. Bizim yazlık grubu plajdaydı zaten. Kızlı erkekli grubu görünce–daha çok kızlı bölümünü- çok mutlu olmuştum. Yazın geldiğini onları görünce daha iyi anlıyordum.

O gün deliler gibi eğlendik ve artık evlere dağılma zamanı gelmişti. Şaban ile biz yan komşular olduğumuz için beraber gidiyorduk. Yolda sohbet ede ede evimize yürürken Şaban o unutamadığım sohbeti başlatan cümleyi kurdu ve o anda ben 15 yıl 3 aylık, o ise 13 yıl bilmem kaç aylıktı. “Lan Merve de taş gibi kız ya.” Dedi. “Yok lan ben beğenmiyorum İzmir’de daha güzelleri var. Ankara’nın kızları İzmir kızları kadar güzel olamaz. En güzel kızlar İzmir’de. İzmir deniz, kız ve kiraz kokar diye de şiiri var” Diyerek tezi mi de güçlendirdim.

“Kiraz mı?” diye şaşırdı. “Kiraz tabi oğlum bi görsen bu kadar bu kadar. Süper kirazlar.” Dedim. “Sen hiç kızla seviştin mi?” diye sordu. Neden “kız” diye belirtmek istedi ki? Lan daha kamışa su gideli birkaç yıl olmuş neden dünyanın bin bir çeşit çiçeklerinin tadına bakmak varken erkeklerle sevişeyim? Hatta dünyadaki bütün kadınlarla birlikte olsa 2. tura dönerdim yine erkekle sevişmezdim. Yani illa “kız” diye belirtmenin ne anlamı vardı?

Daha milli olmamıştım ama ondan 2 yaş büyük olduğum için eğer o sevişmişse ben rezil olmayım diye “Seviştim yeeeaaa” diye yalan söyledim. “Ben de seneye sevişeceğim.” dedi. Sanki salçalı ekmek yiyecek gibi plan yapmıştı. “Seneye sevişeceğim” ne demek be? Tabi bunu ona söyleyemedim. “Tabi seviş oğlum çok zevkli.” diye bu konuda tecrübeli olduğuma inandırmak istedim.

Büyük bir ihtimalle bir sonraki sene biriyle sevişememişti. Hatta Şaban’ın o zamanlarını görseniz “bu çocuk seneye değil gelecek 58 sene sevişemez ondan sonra da pili biter” dersiniz. Tabi ergenlikten sonra insanlar çok değişiyor. Muhtemelen Şaban da değişmiştir. O sene Şabangil yazlığı satmışlar. Bir daha da görüşmedik ama biz birkaç sene daha gittik Didim’e.

Merve ile de seviştik. Güzel değildi o zamanlar ama dedim ya ergenlikten sonra çok değişiyor insan. O da güzelleşmişti. Hatta bir sonraki yaz tam piyasa hatun olmuştu da yüzüme bakmamıştı. Yani ne Şaban’ın ne de benim planlarım tutmuştu. O bir sene sonra sevişememiş ben ise birkaç 3 yıl aradan sonra gördüğüm ve zamanında beğenmediğim Merve ile sevişmiştim. Bu işlerin plan yapmakla olmadığını belki daha önce görmüştüm ama en iyi anlatan olay bu olmuştu.

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Birgun Mutlaka...

Eki. 17, 2007 ·

Birgün genc bır kız ailesiyle birlikte gittiği tatilde genc bir adamla tanışmış,iki genc birbirlerini ölesiye sevmişler ve aşklarının hiç bitmeyeceğini zannederlermiş aslında aşklarıda hiç bitmemiş zaten.Onlar birbirlerini öyle çok sevmişlerki bu dünyada olmazsa öteki dünyada mutlaka kavuşucaklarına inanırlarmış çünki onlar birbirlerini bekleyeceklerine dair yemin etmişlerdi!
Genc kızın ailesi bu ilişkiyi öğrendiklerinde karşı çıkmış ve onları ayırmak için ellerinden geleni yapmışlardı,iki genc aşkları için yinede savaş vermişler fakat zamanla baskılardan dolayı yıpranmışlar.Genc adamın maddi durumu iyi olmadığı için sevdiği kıza alışmış olduğu hayatı sağlayamayacağı için bu durumu kendine gurur yapar olmuş.Oysaki genc kızın hiçbir isteği yokmuş sevilmekten başka,buarada genc kızın babası rahatsızlanmış ve ailesi babasının rahatsızlığını genc kız yüzünden olduğunu ve kızdan genc adamdan ayrılmasını .ayrılmadığı takdirde babasının ölüceğini söyleyerek kızlarını ikna etmişler.Genc adam sevdiği kızın kendisinden ayrılma sebebinin para yüzünden olduğunu düşünerek yıkılmış ama bir okadarda hırslanmış kendisini tamamen işe adamış ve kendine büyük bir iş yeri açmış.......
Genc kız yıllar sonra sevdiği adamın karşısına cıkmış ve onu halen deliler gibi sevdiğini söylemiş,genc adamda halen sevmesine rağmen kızı, onu tekrar terk edeceğini düşünerek genc kıza karşılık vermemiş ve genc kız birbirlerine verdikleri sözü hatırlayarak''bu dünyada olmazsa öbür dünyada mutlaka kavuşacağız''bir an önce sevdiği adama kavuşmak için onu öteki dünyada beklemeye gitmiş sevdiği adama mektup yazarak. Mektupda şu cümleler yazıyormuş '' seni orda bekleyeceğim sevgilim .''
Sevdiği adam mutlaka birgün gidecekti yanına ve aşklarını ebediyyen ölümsüzleştirecekdi.......................!
 
Gonderen: BadBoy40
                                                                                 

Yorum ( yok ) Yorum yaz!

Eki. 17, 2007 ·


Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamiyorum iste unutamiyorum
Bir sey var suramda beni kahreden
Suramda tam yuregimin ustunde
Cakili duran bir sey var
Elimde degil sokup atamiyorum
Dalip dalip gidiyor gozlerim derinlere
Kimi gorsem biraz sana benziyor
Seni hatirlatiyor su bulut su gokyuzu
Su kayalari doven deniz
Su huzunlu melodi su napoliten sarki
Bir zamanlar beraber dinledigimiz
Boyuna seni dusunuyorum durmadan usanmadan
Simdi diyorum o ne yapiyor acaba
O guzelim gozleri kime bakiyor
O canim elleri nerde
Oysa gunler o gunler degil
Aksamlar o aksamlar degil
Ve kalan simdi sadece ozlemin gecelerde
Durup durup seni buyutuyorum icimde
Seninle acilar buyutuyorum
Yeni yeni kederler buyutuyorum dayanilmaz
Kirli sular yuruyor iliklerime
Bir zehir karisiyor kanima anliyor musun
Bir daha gorsem seni diyorum bir daha gorsem
Bir gun olsun bir dakika olsun
Unut demek kolay, gel bana sor bir de
Hatirladikca gozyaslarimi tutamiyorum
Dilimin ucunda sen
Basimin icinde sen
Kader misin, ecel misin nesin sen
Unutamiyorum iste unutamiyorum

 

*Bu bir UMIT YASAR OGUZCAN siiridir.Bu sairimizin siirlerini okumanizi AskBirKere Ekibi olarak tavsiye ederiz...

 

Yorum ( yok ) Yorum yaz!